14 Mart 2015 Cumartesi

2 Şubat 2015 Pazartesi

Boynu bükük Folk : Moby Grape - 8:05


Country ve Folk'un ağır başlı eşit ve dengeli dağılımı ile oluşmuş kıyıda köşede kalmış bir grup Moby Grape. Saat 8:05 geçe Folk öldü Amerika de da de da de...... 

6 Ocak 2015 Salı

Allah'ın Lütfu:13 & God


Hip hop deyince aklınıza koca dötlü twerking yapan (yani kıçını anlamsızca sallayan) avratlar mı geliyor. Eğer öyle düşünüyorsan Allah'ın Lütfu olarak tanımladığım bir grup var.13 & God. Superman On Ice adlı şarkılarının canlı performansını izleyince ne demek istediğimi anlayacaksınız. Sanırım daha önce bir playlistte buraya eklemiştim ama güme gitmiştir. 2005'den beri ilgiyle takip ettiğim bu  grup trip hop, indie hip hop karışımı bir yerdeler. 

4 Ocak 2015 Pazar

BLUE BLUES BAND ve ROCK DERSLERİ


(Baba) Batu Mutlugil , Yavuz Çetin , Sunay Özgür  ve  Kerim Çaplı'dan oluşan BLUE BLUES BAND başlangıçta cover grubu olarak devam etmelerine rağmen kendi şarkıları da mevcut olan  90lar cover bandi diyebiliriz. Bu videoda müzik yapmak isteyenlere ders niteliğinde bir rock arşivi sayılabilir. Özellikle Joe Cocker ve Cover  konusunda ki fikirleri ile Yavuz Çetin ve Batu Mutlugil ile Türkçe rock mevzu çok önemli noktalar. 

29 Aralık 2014 Pazartesi

BENZERLİKLER- Die Krupps'ten To the hilt ve İskender Paydaş'tan Batsın Bu dünya remix




Die Krupps pek bilinmeyen ve eğer biliniyorsa da üstteki şarkıdan dolayı bilinen bir garip Alman grubu. Aslında bizdeki Almancı gruplardan "Ünlü" ile niye ise benzetiyorum ben. Kel alaka tarzları olsa da. Neyse yukarıda videosu olan Alman grubun şarkısı ile İskender paydaş'ın Batsın bu dünya remixi garip bir şekilde benzerlikler içeriyor. Üstelik son derece kötü bir remix olmuş. Yani parçanın ruhuna hiç hizmet etmediği gibi parçaya yeni bir boyut getirmemiş üstüne parçayı üçüncü sınıf bir amerikan filmi klişesine çevirmiş. Zaten İskender abi şu aranjör albüm modasından sıyrılsa çok iyi eder. Çünkü karizması her geçen gün daha da çiziliyor. Sonuçta bu adam 1995 yılında çıkmış Mirkelam albümü yapmış kişi. Döneminde bir fenomen anlayacağınız üzere. Şu şarkıları allayıp pullayıp yeniden basma dönemi bitse de bizde şu aranjör albümlerinden kurtulsak. Ha illa bir şey yapmak istiyorsan popüler bir örnek olarak aranjör-prodüktör olan DİPLO'nun "Major Lazer" projelerine bakabilir hatta bir "Get Free" dinleyebilir. Ama uzun vadede bizden bir şey çıkmayacak görünüyor.SON OLARAK BİZDEKİ ARANJÖR ALBÜMLERİ İÇİN: BATSIN ŞU ARANJÖR ALBÜMLERİ DEMEK İSTİYORUM.


15 Kasım 2014 Cumartesi

ARABESK MÜZİĞE FİKRET KIZILOK ATARI VE ORHAN BABA'NIN FERYADI



Fikret Kızılok ve benzerleri arabeskin arabesk olduğu zamanlarda sessiz bir savaşın içindelerdi. İşte Orhan Gencebay ile Fikret Kızılok'un bu benzerlik taşıyan parçaları iki müzik adamının inceden restleşmesi olarak algılanabilir. Fikret ağa bey kent ozanı vuruşu ile gol atmış denebilir. Orhan baba ise ne dedi o zamanlar bilemiyoruz. En azından sinirlenmiş diyebiliriz. Her ne kadar arabeskle bir alıp veremediğim yoktur lakin bu ülkenin müziğinin safi bok-pop-arabeskleşmesi ile imtihanı henüz bitmeyecek gibi görünüyor. Bu da işin en vahim yönü. Tüm olup biten bu zaman tüneline birde ben ufaktan katılayım diyorum. En altta da David Bowie'nin "The Width of a Circle" şarkısı var.Orhan Baba 70lerin başında Tanrıya Feryat'ı yazmış olduğu kadar David Bowie de aynı şarkıyı 1970'de çıkarmış. Ne olacak şimdi Orhan babuuuuuuuuu!



BUYUR BURDAN YAK!



O SES TÜRKİYE VE STAR ÜRETEMEME SORUNSALI: BİZDEN NİYE STAR ÇIKMIYOR AYOLL!



Malum ülkemizde sahici yetenek yetiştirilmeyince zoraki yarışma programlarında zoraki tırnak içi meşhuru üretmeye yoğun çaba sarfediyoruz. Yine malum kişi tarafından Türkiye şubesi "yeteneksizsiniz" yarışması bir kaç sene önce birinci seçilen köpeği ile ülkemizde hayvanların insanlardan daha yetenekli olduğunu bize göstermişti. Ben algı operasyonu ile gerçek zamanlı parodinin ironiye dönüşmesi olarak görüyorum hepsini. Keşke bir de keyif verici bir mizah duygusunu bizde yaşatsa!Neyse meseleye geri dönelim.

   The voice (bizimkinin orjinali) ile kıyaslanamayacak kadar çakma bir program olan O ses Türkiye her yönüyle başarısız bir ses yarışması.Misal bir başka şarkıya türküye lanet olsun yarışması olan american idol tuhaf bir şekilde star türetme ve bu başarıyı sürdürülebilir kılma konusunda muazzam veriler bize sunuyor. Adam lambert bunlardan sadece biri. Bir proje olan one direction ikincisi diye sıralanıp böyle gider. Bizde ise güçlü ya da eğitimli sesler yok değil ama bunların şarkı seçemediğini (öncelikle ses aralığına ve rengine uygun şarkı seçme kulakları olmadığını) ibretle izliyoruz. Ayrıca özgün denemeler hiç yok. Ve neredeyse hiç bir şarkıcı şarkıya ruh katamıyor. İşin bu kısmı ise bence eğitimle olmayacak bir şey.

 Star çıkaramama deyince ilginç bir şekilde 2011 yılında yapılan o ses Türkiye'den juri üyelerinin sadece birinin ( O da gariptir ki Hülya Avşar) döndüğü bir kızcağız (İrem Derici) eli yüzü düzgün düzenleme ve prototip pop şarkıları ile bir yer edindi. Bir başka açıdan piyasanın ne kadar yeni yüzlere ve şarkılara açlığını b u örnek bize gösteriyor. Ama herkes aynı formülleri denemekte ısrar ediyor. Çünkü belediye ve üniversite konserleri yapayım yeter benim için diyen ne ünlü isimler var. Hele kimilerinin reklam ve tv programlarında ki işleri olmasa şarkıcılıkla aç kalırlar yani durum o kadar vahim.

İşte üstte 2011 o ses Türkiye'de dönülen ve belkide bu sayede şansı da dönen şarkıcı İrem Derici'nin o yarışmada ki performansını tekrar izledim geçen gün. Başlangıçta ilginç bir şey söylüyor. 

Diyor ki : " 4 yaşındayken org hediye etmişler ve o da o yaşta verilen org ile Ellerim Bomboş parçasını çalmış ve annesi keşfetmiş vs...."

Oysa şurada gariplik var.İrem 24 yaşındayım diyor orada. Yani 20 yıl önce orgla olayı başından geçmiş. Yarışma ise 2011 de ise 2011-20=1991 ediyor. Ama Fatih Erkoç'un Ellerim Bomboş albümü 1992'de piyasa çıkmış. Enteresan...

13 Kasım 2014 Perşembe

O SES TÜRKİYE'YE ÇIKSAN NE SÖYLEMEK İSTERDİN?

Bu soruyu ben kendime yönelttiğimde liste epey uzuyor ama sanırım ilk üçte bu şarkı olurdu. Belkide bir olurdu belkide pir olurdu du  du dudu dudu dil...... 




16 Ekim 2014 Perşembe

Mutluluklar çeşit çeşit ama acılar tek çeşittir: THE THE vs RADİOHEAD

Uzun zamandır şarkıları birbirine benzetme huyumdan nasibinizi almıyor dunuz sizde. Özlemişsinizdir misal "The The" nın "Lonely Planet" ile "Radiohead" in "how to disappear completely"yi kim kıyaslamak ister ki? radiohead'in 3üncü dakikasından sonra başlayan klavyeler ile the the nın başlangıcına bir bakın hele. Yoksa bunlar hep bonzai kafası ya da TAK ŞAK demokrasisi...


Bu şarkıda The The elemanları Tolstoy amcamıza bir selam çakarlar çaktırarak. Derler ki " If you can't change your world, change yourself" 


Maltepe pazarından KİD A aldığım günler.Sana gelsin lan sana gelsin...

13 Temmuz 2014 Pazar

Paul Weller ağa beyimizin bize bıraktığı miras: KURU FASÜLYEYE İNANDIĞIM KADAR AŞKA İNANIYORUM


Bazı şarkılar bazı şarkı yazarlarına görünmez bir taç takar. Paul Weller bizde Fikret Kızılok'a benzer. You Do Something To Me ile zaten "Sen bana bir şeyler yapıyorsun ve ben bunun adını bilmiyorum" der çaktırmadan. Fikret Kızılok'a "Gecenin tam üçünde" olanlar hepimize böyle nadir şarkılarla hep olur.İnsanız sonuçta.Hepimize bir şeyler olur,değişiriz. İnsanız sonuçta.

Önemli not: Paul Weller ağa beyimizin gözardı edilen band projesi The Style Council bence tekrar ele alınmalı ve tekrar dinlenmeli.Aşağıda örnek var mesela.




Jo Boxers - Just Got Lucky - Get Lucky modasının 80leri


Şimdi İngiltere'ye gitseniz ve publarda barlarda dolaşsanız deseniz ki Jo Boxers diye bir grup varmış biliyor musunuz diye sorsanız alacağınız cevap kem-küm ya da hayır olur.1982-1985 arasında vadesini doldurmuş olmasına karşın çok enerjik ve sağlam bir grup olan Jo Boxers o dönem pek tutulmamış olabilir ama bence hiç yoktan Just Got Lucky'ye bir şans verin derim. Enerjik olduğu kadar ingiliz new wave sularında biraz pop-rock (biraz Clashımsı) ve belki solistinden dolayı kısmen soul etkiler içerek şarkılarını özellikle bu şarkının klibini ve canlı performanslarını izleyin derim. Yani biliyorsunuz ki bu blog SİZE İLKLERİ YAŞATMAYA çalışır. 80ler kafasını 2014lerde yaşamak isteyenlere duyrulur.

BLACKSTREET-No Diggity- Hey gidi güzel günler




Bu şarkıya bu klibe bayılırım ki özellikle şu kukla olayı beni  bitirir. Ne varsa eskilerde var hakikaten. Ama yenilerden Chet Faker çok güzel coverlamış şarkıyı. Yeni nesilde çok iyi coverlıyor haklarını yemeyelim...




Julian Casablancas and the voidz- Bİ KENDİNİZ OLUN BİR REVİVAL OLMAYIN GAYRI


Julian Casablancas'a açık mektup;

Sevgili Juli,

Gerçek şu ki artık millet revival olayına doydu. Belki bunu farklı şekilde sunmak gerekir abiciğim. Yani atari oyunları,shoegaze grupları vari video artlar, lofi fotoğraflar, lofi sound aşkının post ne idüğü belirsiz bir sounda evrilmesi falan filan. Yani şu düştüğün duruma bak Overrated iken şimdi orda burada Underrated bi haldesin. Bir kendine çeki düzen ver. Evli barklı adamsın. Ben senden yeniden bir "İs this it" istemiyorum da. O bir kere olur. Ki o albüme sevgi düzeyim hiç aşırı olmamıştır. Sizi gaza getiren NME oldu hep zaten. Çok çabuk gaza geldiniz bak ne oldu. Ki asıl övgüyü The Libertines almalıydı sizden fazla o dönem. Onlarda dansöz gibi bir oraya bir buraya oldu ya la. Kısacası sana diyeceğim şudur: " The strokes ile şöyle açık havada bir yerde buluşun. Çay falan için. Demli olsun ya da tuz ve erik yeyin kütür kütür. Zihniniz açılsın. Abi hepimiz ayrı telden çalıyoruz ama yine olmuyor deyin. Kapanın adam gibi şarkılar,melodiler,sözler üretin.Biraz The smiths biraz Thin lizzy derken bu iş olur. Benden sana tavsiye. Bu iş böyle gitmez. Bu grupla sizden bi cacık olmaz.

Sevgilerle Tostcu Zahit...