
Ara sıra Türk rock piyasası ile ilgili şeyler yazıyorum. Çünkü "elin adam/kadın"larını övüyor ya da yeriyorken kendi grup ya da müzisyenimizide es geçmememiz gerek diye düşünüyorum. Yakın zaman içinde ilk albümü ile ortaya çıkan "Yasemin Mori" ilk albümü "Hayvanlar" ile Türk alternatif piyasasının dipsiz kuyusuna bir taş attı. Şimdi kimi iyi kimi kötü kimi ilginç kimi geçerli eleştiriler yapıyor. Konuyu ciddi anlamda irdelemek istedim bende. "Yasemin Mori" 26 yaşında genç bir bayan. Şirinde bir görüntüsü var Allah için.Bunun dışında piyasaya göre iyi bir sesi var.(Zaten kaç tane bayan vokal var ki alternatif piyasada)Bir şeyler üretiyor-bunu somut olarak sunuyor ve bir şeyler denemek istiyor bu da belli bu hanım kızın. Yaptığı şey yeni bir şey değil bunu bilmek lazım öncellikle. Çünkü kendisi alternatif kitlenin çoğu gibi bir "batı" hayranı. Ve doğal olarak sevdiği her şeyden bir tutam yapmak istiyor. Verdiği röportajlarda velvet underground,joy division,Queen,The smiths,the doors diyor bir diğer taraftan caz-trip hop diyor bir taraftan etnik ve doğu müziği dinlerim felan filan. Röportajlarda söylediği şeylerden ve bir iki yerde konuşurken onu gördüğümden şunu çıkardım; bu kızın kafası hayli karışık! Bu albüme de yansımış bir durum tabii. Çok şey anlatmaya çalışırken hiç bir şey anlatamamaya teğet geçiyor. Ama bu bir şey anladığımız anlamına gelmiyorda! Müzik,edebiyat,sinema,tarih,siyaset konularında aşırı bir kendimi göstereyim;millet "dolu" olduğumu anlasın durumumu bu onu çıkaramadım tam olarak. Şahsi görüşüm heyecandan affalladığı. Bunuda doğal görüyorum.Çünkü bu işlerde yeni ve genç(çokta heyecanlı ki bu çok belli ve böyle olması güzel bence) Albüme gelirsek 30 dakika kadar bir süre süren bir albüm.2 yıllık bir çalışma ve bundan daha öncede çalıştığını-yazdığını düşünürsek 3-4 yıllık bir uğraşın sonucu bu kadar az olması beni şaşırttı. Oysa ki Ozan çolakoğlu(Tarkan,Nil karaibrahimgil) ve Emre ırmak gibi kaliteli aranjör ve prodüktörlerle çalışması onu zaten elle tutulur yapıyorken en az 45dk lık bir albüm olabilirdi.(ama elinde bu kadar varmış demek-zaten bir müzisyen elinde iyi bir şarkı varsa onu saklamaz ya da saklamamalı) Özellikle bu isimler(Ozan çolakoğlu-Emre ırmak ) olmasa açıkçası pek bir şey olacağını da sanmıyorum.Albümün %50si bu isimler çünkü. Albüme bakınca kafa karışıklığı ve şarkı seçimlerinde ufak hatalar olduğunu düşünüyorum. Ne kadar albüm içinde hemen dikkat çekselerde "arjantin ve nolur nolur nolur" gibi şarkılar albümle örtüşmüyor.(Buna benzer ama janr olarak farklı bir durum Ferhat Göçer'in Son albümü Çok sevdim ikimizide ki Emel Sayın ile yaptığı düet şarkısı "doymadım sana" içinde geçerli idi) Sanki birazda haraketli şeyler olsun-ya bunlarıda koyalım gibisinden bir yol izlenmiş.İyi söz yazıyor deniyor ki zaman zaman bunun hakkını veriyor ama kafa karışıklığı söz yazma noktasında da var.Yoksa diğerlerini anlayamadım diye kötü demiyorum. Ya da kız öyle bir söz yazmış ki muhteşem ama anlaşılmıyor gibi bir durumda yok zaten.Bazı söyler "cümleleri ya da kelimleri bir araya getirmek" ve "fonetik bir uyum" sağlmak adına oynanmış ve değiştirilmiş gibi dururken kendi içeriğini ıskalıyor. Söz yazımı olarak yeni ve orjinal denemeler yapıyor diyeceğim bir durum zaten yok.(sevdiği insanların izinden giderek hafif Björk hafif Sia karması ama ikiside olamayan bir yol bu) Benim albümde söz ve müzik olarak en beğendiğim şarkılar "konuşmak ve mutsuz punk".Kendisi ne kadar kamera karşısında konuşamasa da "konuşmak" diye şarkı yazabiliyor. İronik olsada güzel bir durum. Yani kamera karşısında konuşmasada olur. İşi albüm yapmak onun zaten.Prodüktörlerin tecrübesi ile ilk albümden geçer not kazandığını düşünürken-"piyasaya göre" iyi şeylerde yaptığını düşünüyorum. Ama bu durum "Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler " durumu birazda. Batı müziğine öykünmeye çalışıp bunu az-çok başaran herkese aşırı sevgi ya da aşırı tepki gösterdiğimiz gerçeğini unutmayalım. Zaten alternatif denilen bir piyasa olmadığı için-güzel bir klip-iyi Prodüktörler-şirinliğini ön plana çıkaran bol bol fotoğraflar-akılda kalıcı ve yabancı tınlayan bir isim(Yasemin Mori), ortalamanın üstünde sözler ve şarkı yapıları ile başarı çok zor değil. Yaseminde bunca imkan ile bu kadarını başardı. Nil karaibrahimgil benzetmesinden kendisi pek hoşnut olmasa da(olmuyor sanırım;en azından onu sevenler hoşnut de6ğil) ona benzediği noktalar olduğunu söylemek isterim. Ve onu destekleyenlerin onu diğer kişilerle ya da amatör kişilerle kıyaslerken herkesi konumunda görmeleri ve imkanları dahilinde değerlendirmeleri gerektiğini düşünüyorum. Elbette ki barda Duman coverları yaparak yetişip kendi bestelerini yazan bir gruptan farklı duruyor kendisi. Bilkent grafik okumuş-hali vakti hayli yerinde duran bir kızın-yanına ya da arkasına herkesin alamayacağı aranjör ve prodüktörleri alması-30 dklık bir albüm için hayli ciddi ve çeşitli yayın ve kanallardan destek pompalanmaları ile bir yerlere gelmesine şaşmamalı. Bunca şeye rağmen daha önce dediğim gibi eli-yüzü düzgün bir ilk albüm yapmıştır "Yasemin Mori". Umarım ikinci albümde daha gelişir ve olgunlaşır ki bu da isteğimdir-beklediğimdir.Ama Cem adrian'ın essentials/seçkiler albümünde düştüğü orjinal bir şey yapacağım derken "saçmalama" handikapına düşmez. Olayı zorlamaz umarım. Ayrıca bir grafik tasarımcı olarak yaptığı albüm kapağını beğenmediğimide söylemeden geçmeyim.
http://www.myspace.com/yasemori