1992 den bu yana Enstrümantal rock yaptığını söyleyen arızalı grup Dirty Three' yi bir çoğumuz Nick Cave and the Bad Seeds sayesinde öğrenmiştik. Aslında buradan çıkarılacak şey birazda şu olmalı. Karanlık adamların takip ettiği müzisyenlerde bir o kadar karanlık. Leonard Cohen, Tom Waits ya da Nick Cave dinlemenin dışında onların salık verdikleri ve önerdikleri kişileri de dinlemek buradan çıkarılacak en iyi ders aslında. Dirty Three bunlardan sadece biri...
30 Temmuz 2012 Pazartesi
27 Temmuz 2012 Cuma
Akustik bir yetenek: Michael Hedges - Because It's There
1997 de trafik kazası sonucu ölen ve unutulmaması gereken şahsına münhasır bir besteci bir müzisyen
katagelofobi:
Because It's There,
Michael Hedges
25 Temmuz 2012 Çarşamba
24 Haziran 2012 Pazar
Flört- Anadolu Beat , Gökhan Türkmen- Ara , Jason Mraz-Love Is a Four Letter
Flört sevdiğim Türk gruplarındandır. Adam akıllı gitar,bas, davul dinlediğinizi hissederseniz grubu dinleyince. Nostaljik soundları ise bu durumu daha da net ortaya koyar. 2012 çıkışlı yeni albümleri "Anadolu Beat" çıkmış. Çok ilginçtir bende geçenlerde "müzikte bir deney anadolu rock" adlı belgeseli izlemiştim. Yani albümü kritik için çok uygun bir zamana denk geldi. Açıkçası bir önceki albümleri "Demli" bana göre daha iyi bir albümdü. Özellikle ismi Anadolu Beat olan bir albümde "Lan Oğlum böyle olmaz" parçasının fazlası ile "AcDc" nin "go down" a benzmesi daha sonrasında "Suzan Yüzünden" adlı parçasının "Dario Moreno" nun "Her Akşam Votka, Rakı ve Şarap Sarhoş" ile " Deniz ve Mehtap Aşkımız Bitti" parçalarından feyz almış olması "Anadolu" kısmının biraz dışına çıkıyor. "Hala çok güzelsin" yeşilçam filmlerinden fırlamış gibi. "Biz" çok fazla tanıdık bir parça. Ama nereden hatırladığımı bir türlü bulamadım açıkçası. Aklıma gelirse yazarım. Açıkçası en güzel parça "Dün Trt'de İzledim" gibi geldi bana. Sonuç olarak orta karar bir nostalji denemesi. Ama kimsenin yapmaya cesaret edemediği bir deneme.Bu bile takdir edilesi bir durum.
Gökhan Türkmen yeni albüm çıkana kadar "Ara" verdi. Açıkçası böyle bir şey onun içinde gerek çünkü şarkı yapıları fazlasıyla benzer bir hale almaya başlamıştı. "Ara" albümü bir geçiş albümü bu yüzden. "Bitmesin" ise bu Ep nin güzel bir şarkısı. Ama şarkının klibi ne yazık ki fazlası ile esinlenme ya da arak. Genel bir Gökhan Türkmen "melodramı" olan albüm yer yer ağız tatlandırıyor. Ne de olsa koyunun olmadığı yerde keçiye abdurrahman çelebi derler değil mi? Aşağıda "Bitmesin" ile sevdiğim Kaliforniyalı folkçu "Robert Francis"in "Eighteen" i bulunuyor. Benzerliklere siz karar verin.
9 Haziran 2012 Cumartesi
Muse The 2nd Law albümü ile yine araklamaya devam ediyor
Her zaman ki gibi hiç bir yerde bulamayacağınız bir paylaşımla karşınıza geliyorum. İlk albümünden bu yana zaman zaman dinlediğim Muse grubunun yeni albümü " The 2nd Law" albüm trailer ı ile beni şaşırttı. Herkesin coşkuyla beklediği ve Dup step olayına girmelerini sevinçle karşıladıkları Muse ise benden ilk şamarını yedi. Ne yazık ki parça fazla bilinmeyen Dup step dj lerinden Kelly Dean & Steady ft Kemst - Teflon çalışması. Datsik & Excision Remix olarak versiyonu aşağıda bulunuyor. Albüm tanıtım trailerının 1:31 inden sonra ki kısmını dinleyin.Sonra dediğim Remix Dup step parçasını.Belki blogumun binlerce takipçisi yok ama ben en baştan beri kimsenin yazmadıklarını yazmaya devam edeceğim. Şimdilik esen kalın!
Not: Esinlenmeler, araklar ve başka albümler hakkında yazdığım kritiklerin bir çoğu başka sitelerde, sözlüklerde ve hatta müzik dergilerinde benden aylar sonra yazılıyor çiziliyor. Keşke blogdan da bahsetseler fena olmaz yani!
katagelofobi:
Datsik,
Excision Remix,
Kelly Dean,
Muse,
Steady ft Kemst,
Teflon,
The 2nd Law
7 Haziran 2012 Perşembe
Redd VS Linkin Park ve Bazen hayat sade olmayı gerektirir
Redd'in yeni albümü "Hayat Kaçık Bir Uykudur" çıkalı 1 ayı aşkın zaman oldu. İlk albümü şöyle hızlı bir şekilde dinledim. (hemen kötü bir şeyler yazmamak için ya da demlenmesi için) Umarım yakın bir zamanda bu albüm hakkında bir kritik yazacak zaman bulabilirim. İlk klip parçaları ise " Yavaş Yavaş Yavaş" olmuş. Bence yanlış bir seçim olmuş ama tabi ki bir bildikleri vardır. Klip ve şarkı bana hafiften Linkin Park'ın "what i've done" ını hatırlattı. (Ağaç ,orman, yok oluş ,yeniden doğuş teması Maskott grubunun Nadas parçasında da vardı. Ki onun benzeri biraz da "Radiohead" in "there there" klibi gibi) Albüm ise ne yazık ki benden geçer not alamadı ilk dinleyişimde. 2012 çıkışlı bu albüm bana kısaca şöyle geldi: " Anlatmak istediği bir konu varken çok fazla mesaj kaygısı güden bir film gibi " . Çok fazla şey anlatmaya çalışan bu Redd albümü "Hayat Kaçık Bir Uykudur" gibi iddialı bir isme sahip olması bile sadelikten ne kadar uzak olduğunun göstergesi gibi. Belki albümün en güzel parçası diyebileceğim " Aşık Oldum Celladıma " nın güzelliği ise bana İsmet Özel'in "celladıma gülümserken" den yadigar bir anı olabilir.
katagelofobi:
Aşık Oldum Celladıma,
celladıma gülümserken,
Hayat Kaçık Bir Uykudur,
Linkin Park,
Maskott,
nadas,
Redd,
Yavaş Yavaş Yavaş
6 Haziran 2012 Çarşamba
Esma Redzepova VS Can Bonomo : Çingene Dünya
Geçen gün arşivimde bulunan Türkülere bir göz gezdireyim derken ortalığı iyice karıştırdım. Bir bakmışım ki Türk-i cumhuriyetlerden tutun bir çok ülkenin Türkülerinin arasında kaybolmuşum. Uzun zamandır Kırım Türküsü dinlemediğimi fark edince bir bakmışım "Usniya Recepova" yani "Esma Redzepova" ya kadar uzanmışım. "Gel bana gel" adlı Türküyü dinlerken bir an şaşırdım. Feci halde Can Bonomo - Love Me Back hissiyatı verdi. Her ne kadar daha önce de Nezih Ünen- Çingene Yüreğim tadı gelmişti bir miktar ama yorum sizin. Bir de siz kulak verin!
katagelofobi:
Can Bonomo,
Çingene Yüreğim,
Esma Redzepova,
Gel bana gel,
Love Me Back,
nezih ünen
5 Haziran 2012 Salı
Ozan çolakoğlu & Can Şengün ve Bazı kötü haberler
Tarkan'ın önemli bir sanatçı olmasında (sadece Tarkan değil bir çok popüler sanatçı için geçerli durum bu ayrıca) ekibinin de iyi olması yadsınamaz bir gerçek. Bunda öncelikle ülkemizin önemli aranjörlerinden Ozan Çolakoğlu'nun etkisi olduğu söylenebilir. Ozan 1 senede yaklaşık ortalama 40 şarkı aranje eden bir isim. Bu açıdan onun belleğinden ve duyularından filitrelenmiş bir müziği dinliyoruz. Tarkan, Ajda Pekkan,Sezen, Gülşen, Nil,Yalın gibi bir çok isimle iş yapıyor. İşini iyi mi yapıyor tam karar veremedim açıkçası. Çünkü artık kısır bir müzikal çevrede kısır bir ses aleminde dolaşıyor. Bunu Ozan Çolakoğlu'nun 2012 çıkışlı "01" albümünden de görebiliyoruz. Piyasa çıkmak üzere albümün konser görüntülerinden ve şarkı seçimlerinden anladığım biraz bu oldu. İskender Paydaş'da geçen günlerde benzer bir albüm çıkarmıştı. Keza ondan önce Ozan Doğulu'da. Yeni sesler, piyasaya farklılık getirecek düzenlemeler ve aranjeler yapmak bu kadar zor bir iş mi bilmiyorum. Sanırım bu biraz piyasa beklentilerine göre değişen bir durum. Uzun lafın kısası temcit pilavı bir aranjör albümünden ötesi olmayacağını sinyallerini veren bir çalışma "01". Umarım beklentimin tersine bir çalışma olur. Bu arada Tarkan'ın Ozan Çolakoğlu ile parçası "Aşk Gitti Bizden" e bazı arkadaşlar 2:37'de ki kısımdan başlayan yere dup step demişler. O kısım olsa olsa seyreltilmiş steps olur. Zaten zorlama bir bölüm olduğunu düşünüyorum.
İşin daha ilginci ise Ozan Çolakoğlu ve Yalın birlikteliği olan "Kalpten Dudağa" bana fazlası ile iki parçadan farklı farklı yerlere benziyor geldi. Biri "Yolanda Be Cool vs D Cup" ın "We No Speak Americano" su ile "Alexandra Stan" ın "Mr Saxobeat" i karışımı bir şey. Bu da epey zorlama sözlere sahip. Şarkıyı dinlenilebilir kılan şey ise Ozan Çolakoğlu'nun mahareti.
Ayrıca yine Tarkan'ın ekibinden olan Can Şengün popüler müzik piyasasının sağlam gitaristlerinden biri. Her ne kadar bir Rock gitaristi havası olsa da bunu kendi albümü dışında ( Canlı Müzik adında ki albüm 2005 yılında çıkmıştı) pek gösteremedi. Sanırım o da artık bunu gösterme niyetinde olacak ki "Mithat Can Özer(Sezen Aksu'nun oğlu olduğunu söylememe gerek yok sanırım), murat ejder,arıkan sırakaya" ile beraber "PisTon" adında grubu ile 2012 mayıs gibi ilk albümlerini çıkaraklarmış. Sanırım Mithat Can Özer ile birlikte bir şey yapmaya "Acımayacak" şarkısı (Mithat Can özer'in yazdığı Tarkan'ın 2010 çıkışlı albümünde bulunan şarkı) ile olmuştur diye düşünüyorum. Çıkacak bu Türkçe Rock albümünden "Azad et" şarkısının stüdyo kayıtlarından ilk upucu ise nete çoktan düşmüş. Umarım Can Şengül "Canlı Müzik" de yaşadığı hezimeti bu albümde yaşamaz. Bakalım artık beklemedeyiz.
İşin daha ilginci ise Ozan Çolakoğlu ve Yalın birlikteliği olan "Kalpten Dudağa" bana fazlası ile iki parçadan farklı farklı yerlere benziyor geldi. Biri "Yolanda Be Cool vs D Cup" ın "We No Speak Americano" su ile "Alexandra Stan" ın "Mr Saxobeat" i karışımı bir şey. Bu da epey zorlama sözlere sahip. Şarkıyı dinlenilebilir kılan şey ise Ozan Çolakoğlu'nun mahareti.
Ayrıca yine Tarkan'ın ekibinden olan Can Şengün popüler müzik piyasasının sağlam gitaristlerinden biri. Her ne kadar bir Rock gitaristi havası olsa da bunu kendi albümü dışında ( Canlı Müzik adında ki albüm 2005 yılında çıkmıştı) pek gösteremedi. Sanırım o da artık bunu gösterme niyetinde olacak ki "Mithat Can Özer(Sezen Aksu'nun oğlu olduğunu söylememe gerek yok sanırım), murat ejder,arıkan sırakaya" ile beraber "PisTon" adında grubu ile 2012 mayıs gibi ilk albümlerini çıkaraklarmış. Sanırım Mithat Can Özer ile birlikte bir şey yapmaya "Acımayacak" şarkısı (Mithat Can özer'in yazdığı Tarkan'ın 2010 çıkışlı albümünde bulunan şarkı) ile olmuştur diye düşünüyorum. Çıkacak bu Türkçe Rock albümünden "Azad et" şarkısının stüdyo kayıtlarından ilk upucu ise nete çoktan düşmüş. Umarım Can Şengül "Canlı Müzik" de yaşadığı hezimeti bu albümde yaşamaz. Bakalım artık beklemedeyiz.
4 Haziran 2012 Pazartesi
Lily allen- littlest things VS Pierre Bachelet - Emmanuelle
Lily Allen nasıl bir star(!) yaratılır için gerçekten ilginç bir örnek. İlk albümü ise üzerinde gerçekten zekice çalışılmış bir senaryoya benziyor. Her şarkıda bir çok tarzı iç içe görmek pek mümkün. 2006 çıkışlı Alright, Still albümünden "littlest things" dinleyince dedim ki sanırım fazlaca "Cat Stevens" dan "Wild World" dinlenerek yapılmış. Oysa parçanın en güzel kısmı olan tanıdık melodisi "Pierre Bachelet" in "Emmanuelle" inin müziği üzerine kurgulanmış. Zaten albümde de bundan bahsedilmiş. Mark Ronson gerçekten zeki bir prodüktör. Nerede ne yapacağını, ne ile neyin güzel gideceğini iyi bilen bir aşçı gibi.
"Littlest Things" Writer: Allen, Mark Ronson, Pierre Bachelet, Hervé Roy
Sample: "Theme from Emmanuelle" and "Emmanuelle in the Mirror" by Bachelet & Roy
katagelofobi:
Emmanuelle,
Lily allen,
littlest things,
Mark Ronson,
Pierre Bachelet
Şebnem Ferah- Özgürce Yaşa VS Moğollar- Bir şey yapmalı
Açıkçası Şebnem Ferah benim için "KADIN" albümünden sonra bitmişti.(İlk albümü aynı zamanda son albümü olmuştu benim için) Her şarkısı daha zorlama gelmeye başlayınca "Artık Kısa Cümleler Kuruyorum" diyen Kadın bir an da artık cümle kuramamaya başlamıştı. Ki "Kadın" albümünde bulunan "İyi gün dostlarım" şarkısı o zamanın meşhur grubu "Stone Temple Pilots" ın "Plush" ı ile benzer esintiler taşıyordu. Şarkıyı bizden yapmanın yolu ise yaylı arajmanı olarak görülmüş.O da İskender Paydaş'ın dokunuşları belli. (Aynı dönemlerde bu numaralar Mirkelam'da da vardı çünkü.Yaylı olayları,oryantal tınılar)Yıl 2011 olunca değişen pek bir şey yok. 2011 çıkışlı single olan "Özgürce Yaşa" ise tam bir fiyasko. Bu kez kendi toprağından esinlenmeye karar vermiş sanırım. Moğollar' ın meydan şarkısı "Bir şey yapmalı" ile "Özgürce Yaşa" arasında ki benzerliği bulana bir adet Volvox bedava.
katagelofobi:
2011,
Bir şey yapmalı,
Kadın,
Moğollar,
Özgürce Yaşa,
Plush,
Stone Temple Pilots,
Şebnem Ferah,
Volvox
3 Haziran 2012 Pazar
Arctic Monkeys'den bir baş yapıt: 505
Richard Ashcroft'un "A Song For The Lovers" klibini izleyen biri sevgili-otel-ayrılık (beklenenin gelmemesi ya da hiç beklenmemesi) üçlemesinin ne olduğunu bilir. Bu açıdan her otel odası bir başka ilişki hikayesi anlatır bizlere. Tıpkı Leonard Cohen'in meşhur "chelsea hotel" inde olduğu gibi. Beklenen sevgili ya hiç gelmez ya da geldiyse artık hiç bir şey eskisi gibi değildir anlayacağınız. İşte Arctic monkeys (yani bence Alex Turner) 505 ile bize öyle basit bir hikayeyi öyle ışıltılı bir kaybeden hikayesine dönüştürüyor ki insanın ardından "the last shadow puppets" dan "my mistakes were made for you" dinleyesi geliyor.
katagelofobi:
505,
A Song For The Lovers,
Arctic Monkeys,
chelsea hotel,
Leonard Cohen,
Richard Ashcroft
31 Mayıs 2012 Perşembe
Lily Allen - Not Fair VS Dolly Parton - Jolene
Atıf mı esinlenme mi arak mı siz karar verin!
not: The White Stripes tarafından coverlanan Jolene versiyonunu dinleyin derim kesin.
Bestekar ve güftekar olarak : Gülşah Tütüncü
Uzun zamandır ülkemiz popüler müzik piyasasının göz ardı edilen
bir alanı olduğunu düşündüğüm söz yazarlarını ve bestekârlarını ele almayı
düşünüyordum. Epey uzun yıllar Sezen Aksu, Şehrazat, Serdar Ortaç, Aysel Gürel,
Nazan Öncel, Yıldız Tilbe gibi başat isimlerin popüler piyasaya verdikleri
yüzlerce şarkı aslında 90lı yılları ve sonrasının şekillenmesini sağladı. Tabi
bu pop kültürü Onno tunç, İskender paydaş, Ozan çolakoğlu, Garo Mafyan gibi
önemli aranjörlerin etkisi ile belli bir kalıba uyduruldu. (Bu arada Mete Özgencil,Çiğdem
Talu, Zeynep Talu, Günay Çoban gibi söz yazarları zaman zaman ortaya çıkıp geri
kaybolmuşlardır. Daha birçok kişiyi eklemediğimi belirtmek isterim)Şimdi bu iyi
mi kötü mü diye tartışacak değilim. Sonuçta 90ların ortasından sonra pop
müziğin kalitesinde ki düşüş aşikâr. Kaliteden kastım iyi şarkıların ( farklı
türlerde ve birbirinin kopyası olmayan aranjelerin) fazla çıkmadığı net bir
gerçek. Günümüzde Mustafa Ceceli gibi aranjör kökenli kişilerin piyasaya
çıkması ile bir kırılma noktası yaşandı. Artık müziğin mutfağında ki isimlerde
yavaş yavaş gün yüzüne çıkınca Soner Sarıkabadayı (ki yazdığı şarkılardan pek
haz almam) , Fettah Can (Alper Narman ile birlikte işleri olduğunu da eklemek
gerek), Sinan Akçıl (ki Sinan 2000li
yılların yüz karasıdır benim için)gibi yeni müzisyenlerle tanışmış olduk. Ki işin üzücü tarafı yeni söz ve müzik
yazarlarının genel olarak “heyecanlandıracak” iş çıkaramamaları gibi bir gerçek
var ortada. Bu nokta da sizleri yeni bir isimle tanıştırmak istiyorum. Aslında
uzun süredir işin mutfağında olan bu kişi: Gülşah Tütüncü.
Keman çalan, hem alaylı hem okullu biri olan Gülşah ‘ın
diskografisi (söz-müzik yazarlığı bağlamında) fazla uzun değil ama etkili
denilebilir.
Mustafa ceceli'nin
"hastalıkta sağlıkta" ,
Emre Altuğ "sev diyemem" , Tarkan
"usta çırak" , Sibel can "Eloğlu", Murat Boz "Korkma" ve Enbe orkestrası ile
"hiç gitmesin" gibi genel olarak farklı şarkılar yazdığı
söylenebilir. Kendisi birçok söz-müzik yazarı gibi sanırım “Sezen Aksu”dan
besleniyor. (Ondan beslenmeyen var mı?) Bunda bir sorun yok ama aynı kişiden
fazla beslenmenin yan etkileri olabileceğini düşünüyorum. Mesela Sezen Aksu,
Fettah can ve Alper Narman ortak çalışması “Armağan” adlı şarkıda ( Hande Yener’in
ilk olarak söylediği) geçen “Yedik içtik sanırım doyduk, Hesabı kim ödeyecek”
sözlerine benzer bir dizilim “Hastalıkta Sağlıkta” şarkısında “Yedik içtik
doyduk kalktık hesabı birlikte verdik” olarak karşımıza çıkabiliyor.
Etkilenmenin yan etkilerinden kastım buydu biraz. Ayrıca Tarkan’ın “Usta Çırak”
adlı parçasında ki o seksist yapı “Gülşen” in “ Bi an gel” şarkısı ile
benzerlik gösteriyor. Bunda iki şarkının aranjesini yapan Ozan Çolakoğlu’nun
parmağı olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar “Ölürüm Sana” ile “Kır Zincirleri”
zamanlarını arasam da “Usta Çırak” hiç fena olmayan bir çalışma. Emre Altuğ’un
seslendirdiği “Sev diyemem” herkeste benzer şeyleri çağrıştıran sanki eski bir
şarkının yeniden yorumlanması (cover) sanılmasının aksine yeni bir parça. Söz olarak “Ümit Besen” in “Seni Unutmaya
Ömrüm Yetermi” ile benzer temalı bir şarkı. Bu açıdan fazla pop-arabesk
bulduğumu söyleyebilirim. Nostaljik kısmı sanırım “Erkin Koray” ın “Yalnızlar
Rıhtımı” ile “Gönül Salıncağı” arası bir yerde duruyor. Bize bunu yansıtan
asıl kişi “Alper Erinç” aslında. Aranjör ve prodüktür işini bilince böyle
oluyor işte şarkılar. Bu da bize hem tanıdık hem yabancı gelmesine sebep
oluyor. Emre Altuğ yorumunu pek beğenmemekle beraber bu şarkının “Göksel”
tarafından okunmasını yeğlerdim. Enbe orkestrası ile birlikte söylediği "hiç
gitmesin" şarkısı aynı zamanda “Gülşah Tütüncü” nün sesini duyduğumuz orta
karar bir pop şarkısı. Ama yine arabesk unsurları yok değil. Gülşah’ın sesinin
ve yorumunun bence en güzel örneği ve asıl gücü “DOĞA İÇİN ÇAL 3 “ de söylediği
“GESİ
BAĞLARI” ndan kısa bir pasaj. Ki keşke böyle türküleri ya da ağıtları yorumlasa
diyesim geliyor. Zaten youtube da okuduğu bir ağıt bulunmakta. Kendisi Janet
& jak esim albümlerinde bulunan şarkılara benzer ( Durme Durme gibi şarkılar)
okusa derim. Ya da Hindi Zahra gibi folk tabanlı ve sesinin ön plana çıkacağı
şarkıları seçse daha iyi olur gibi geliyor bana. Ama kendisinin yazdığı bir
başka şarkı olan Sibel can "Eloğlu" ile yine arabesk sularda yüzüyor
ne yazık ki. Hayatın farklı durumları hakkında yazması bence farklı şarkılar
üretmek için en temel şey. Kendisine sorsam arabeskten ziyade Türk Sanat Müziği ile arasının daha iyi olduğunu söyler sanırım.Zaten aileden gelen bir durum bu.(müzisyen bir babadan dolayı) Ama yazdığı parçaların birbirine benzemeye başlaması tehlikeli bir durum bence. Her yeni bestede bunu kim yazdı dedirtmek kolay bir şey olmasa da böyle bir durum onun için en güzel şey olur. Gülşah’ı
çocukluk arkadaşımla olan akrabalığı ile tanıdığım için ( uzun zamandır müzik
için epey emek harcayan birisi olduğunu duyduğum için ) umarım daha güzel işler
çıkarır umuduyla yeni albümünü bekliyorum. Kendisinden niye bir “Ayten
Alpman” çıkmasın ki? Biraz daha çalışma biraz daha içtenlik ve samimi şarkılar
ile bence her şey çok daha iyi olabilir.
katagelofobi:
Gülşah Tütüncü
29 Mayıs 2012 Salı
"Rehber"ini arayan insanlar için
Alternatif müzik ile doyan ve duyan bir ülkede yaşadığımızı söylemek çok yanlış olmaz sanırım. İşte "Rehber" adlı grup biraz pop biraz caz biraz biraz rock bolca saykodelik tınıların bir harmanı olarak sunulmuş gibi bize.Vokalin vurguları ve duygusu ise sanki Türk Halk müziği ya da(Türk sanat müziğinde ki uzatmalar ve nağmeler) okur gibi içten ve samimi.Ama yinede ses tonu olarak Toygar Işıklı ile Gökhan Türkmen arası bir ses rengi olduğu inkar edilemez.Bunları bize yansıtan şeyin sözlerin gücünde olduğu kanısındayım.Kimi zaman Turgut Uyar kimi zaman Neyzen Tevfik kimi zaman Hayyam var haleti ruhiyelerinde. Açıkçası uzun zamandır bu denli güçlü sözlerle böyle güzel bir gruba denk gelmemiştim. Bu yazıyı da başka müzik severler böyle gruplara denk gelsinler diye yazdım. Büyük Saat ve Bilir (şarkının bestesinin John Lennon’ ın en sevdiğim şarkılarından biri olan Working Class Hero olması ise ayrı sevindirdi beni) adlı şarkıları dinlenmeli "Gerçek"in "Ruh" a olan yolculuğu yadsınmamalı.
katagelofobi:
Rehber
DİZİ MÜZİKLERİNİN TÜRKÜLERLE İMTİHANI
Daha önce dizilerde kullanılan ve yeni neslin pek bilmediği (bilse de iplemediği) türkülerin nasıl bir fenomene dönüştüğü ile ilgili bir iki kelam etmiştim. Yeni bir dizi olarak "SULTAN" bu kez Diyarbakır yöresi türkülerini içimizde hissetmemiz için elinden geleni yapacak gibi görünüyor. "Sabahat akkiraz" tarafından seslendirilmiş versiyonu "Hangi Bağın Bağbanısan" ile yöre yöre türküler diyarına hoş geldiniz diyoruz bu diziye de.(daha önce Sakarya Fırat dizisinde de söylenmiş bir versiyonu bulunmakta) Acaba sırada hangi yöreler var merakla bekliyorum. (İç anadolu dizisi niye yok onu bir türlü çözmüş değilim ama)
katagelofobi:
Diziler,
Hangi Bağın Bağbanısan,
Sabahat akkiraz,
Sultan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





